Başkan Soyer'den 'kurultay' açıklaması

CHP'de 'olağanüstü kurultay' tartışmaları devam ederken, partide Muharrem İnce'yi destekleyen muhalifler hafta başında 81 ilde kurultay için noter aracılığıyla resmi imza hareketi başlattı.

İzmir'den bu sürece dair bir açıklama da CHP'li Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer'den geldi. Başkan Soyer sosyal medya hesabından yaptığı açıklamasında, "Bir seçimi geride bıraktık. Hayallerimizi, heyecanlarımızı da belki. Bu seçimin değerlendirmesini enine boyuna yapmak zorundayız elbette. Ancak bu değerlendirme, önümüzdeki hedeften bizi uzaklaştıracak ve Partinin kurumsal kimliğini zafiyete uğratacak tartışmalardan, çekişmelerden uzak olmak zorunda. Çünkü hepimiz o kurumsal kimliğin bir parçasıyız ve bu zafiyeti doğuracak en büyük hata kişiler üzerinden o tartışmayı sürdürmektir. Oysa ilkeleri, davamızı konuşmak zorundayız. Üstelik bu muhasebeyi yapabilmek için, usulet ve suhuletle düşünmeye yani acele etmeden sağduyuyla değerlendirmeler yapmaya ihtiyaç var" dedi. 

İzmir'de Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun 'kurultay' tartışmalarına yönelik  'acil değişim' çağrısıyla damga vurduğu süreçte İl Eski Başkanları Asuman Ali Güven, Alaattin Yüksel, Bornova İlçe Eski Başkanı Nevzat Kavalar ve Büyükşehir Meclis Üyesi Hatice Tatlı'nın öncülük ettiği isimler imza hareketine öncülük ederken, CHP İl Başkanı Deniz Yücel, İzmir Milletvekillerinin tamamına yakını ve çok sayıda belediye başkanı yerel seçimlere odaklanılması gerektiğinin altını çizerek Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez'den yana tavır koymuştu. ​

Öte yandan sürece ilişkin bir açıklama da Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer'den geldi. Soyer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

BİRBİRİMİZİ YENMEYE ÇALIŞMAK 

Bir Belediye Başkanı olarak değil CHP’nin içinde yıllardır emek veren bir sıra neferi olarak düşündüklerimi paylaşıyorum.

Bütün gücümüzle yerel seçime odaklanmak zorundayız.

Bir seçimi geride bıraktık. Hayallerimizi, heyecanlarımızı da belki. Bu seçimin değerlendirmesini enine boyuna yapmak zorundayız elbette. Ancak bu değerlendirme, önümüzdeki hedeften bizi uzaklaştıracak ve Partinin kurumsal kimliğini zafiyete uğratacak tartışmalardan, çekişmelerden uzak olmak zorunda. Çünkü hepimiz o kurumsal kimliğin bir parçasıyız ve bu zafiyeti doğuracak en büyük hata kişiler üzerinden o tartışmayı sürdürmektir. Oysa ilkeleri, davamızı konuşmak zorundayız. Üstelik bu muhasebeyi yapabilmek için, usulet ve suhuletle düşünmeye yani acele etmeden sağduyuyla değerlendirmeler yapmaya ihtiyaç var.

Seçimlere giderken, Genel Merkezin çizdiği yol haritası, hepimizin omuz omuza yürümesini mümkün kılan bir yolculuk yaptırdı bize. Kurulan ittifaklar, İyi Parti için yapılan girişimler, çıkartılan Adayımız, hepimizi heyecanlandırdı. Mutluluk ve umut dolu bir kampanya dönemi geçirdik. İlkesel olarak doğru bulduk, olanca gücümüzle bulunduğumuz her yerde en iyisini yapmaya çalıştık. Seçimler sonunda ortaya çıkan sonuç, bu stratejik tercihlerin yanlışlığını değil, olsa olsa, onu gerçekleştirme konusundaki gücümüzün eksikliğini gösterir. Bu yenilgi, hepimizin gücümüzü nasıl arttırmamız gerektiği ile ilgili dersler çıkartmamızı sağlamalı bize. Birbirimizi suçlamak, ben senden daha iyisini yaparım diyerek, birbirimizi yenmeye çalışmak, gücümüzü daha çok kaybetmemizi ve büyük yenilgiler almamızı kaçınılmaz kılacaktır.

24 Haziran seçimleriyle birlikte, Türkiye’de sistem değişti. Özetle, otoritenin merkezileştiği ve daha çok otoriterleştiği bir döneme giriyoruz. Bu süreçten geçerken, kısa vadede önümüzde yeni bir hedef var; Yerel seçimler.

Yerel seçimler, kurulan sistemin panzehrinin, yerelde demokrasiyi güçlendirmek olduğunu göstermek için eşsiz bir fırsat sunuyor. Tek adam rejimine karşı demokrasiyi savunmanın eşsiz olanakları ile baş başayız. Hele ki Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerin yıllardır ortaya koyduğu başarı hikayelerinin tüm güzellikleriyle ortaya konması, önce yerelde sonra genelde iktidar olmanın kapılarını açacaktır. İktidarın, “Yerel”den başka bir başarı anahtarı olmadığını en iyi biz biliyoruz.

Sosyal demokrat belediyecilik uygulamalarının Türkiye’nin en temel sorunlarına, kimseyi ötekileştirmeden herkesi kucaklayarak, en köklü ve sürdürülebilir çözümler ürettiğini güçlü bir şekilde ortaya koymak zorundayız.

Hüsranlarımızı, kızgınlıklarımızı bir tarafa bırakıp, bu seçime odaklanmalı, daha iyisini yapmaya gayret etmeliyiz. En çok 8 aylık kısacık bir süre var önümüzde. Genel Başkanımıza, Genel Merkezimize ve birbirimize sımsıkı sarılmalı, yerel seçim öncesi bizi bölecek, güç kaybı yaşatacak bir hesaplaşmaya asla girişmemeliyiz.

Çünkü, Türkiye çok daha iyisini hak ediyor. Bunu da en iyi bilen biziz, en büyük umut da biziz, biz olmak zorundayız. Başka bir CHP, başka bir Türkiye yok. Onu aydınlık geleceğe taşıyacak olan da biziz.

Tunç Soyer