BUGÜN İÇİN "DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ" DİYORLAR?

10 Aralık, 1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin yıldönümü. Ama 76 yıldır "insan hakları" her ülkede, her alanda gözler önünde çiğneniyor. "İnsan Hakları" sadece can güvenliği değil, aynı zamanda insanlık onurunun da korunması anlamında değerlendirilmelidir.

Bu tarih, insanlık tarihinin dönüşümlerinden biri olarak kabul edilir; çünkü bildirge, herkesin doğuştan sahip olduğu hakların evrenselliğini ilan etmiştir.

Ancak, bu yıldönümünü kutlarken, insan haklarının günümüzde ne derece korunduğunu eleştirisel bir bakışa tabi tutmak önemlidir. Fakat bu eleştirel bakışı imkansız kılan bir gerçek vardır ki o da "kaptalist dayatmalar". 

1948'de kabul edilen İnsan Hakları Bildirgesiİkinci Dünya Savaşı’nın ardından, insanlık tarihinin en kötü ihlallerinden biri olan soykırım ve savaş suçlarına karşı bir yanıt olarak ortaya çıktı. Bu belge, 30 temel maddesiyle bireylerin yaşam hakkından ifade özgürlüğüne, eğitim hakkından ayrımcılığa uğramama hakkına kadar çeşitli alanlarda haklarını güvence altına aldı.

Yani 76 yıl sonra dünyaya bakarsak, bu bildirgenin asla hatırlanmadığını hatta bilindiğinin dahi kuşkulu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Günümüzde İnsan Hakları: Bir Gerçeklik mi, Bir Hayal mi?

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabul edilmesinden bu yana, pek çok ilerleme kaydedildi. Kadın hakları, çocuk hakları ve çevre hakkı gibi yeni kavramlar gün yüzüne çıktı. Uluslararası mahkemeler ve mekanizmalar, insan hakları ihlallerine karşı önemli adımlar attı. Ancak, dünya çapında bu hakların uygulanması konusundaki eşitsizlikler, hala büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Savaş ve Zorunlu Göç

Dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden silahlı çatışmalar, milyonlarca insanı yerinden etmeye devam ediyor. 2023 yılı itibariyle, dünyada 100 milyondan fazla insan, savaş, baskı veya ekonomik kriz nedeniyle zorunlu göç yaşadı. Bu bireyler, temel insan haklarından birçok durumda yoksun bırakılmaktadır. 

Teknolojinin hızla ilerlediği bir çağda yaşıyoruz, ancak dijital ortamda ifade özgürlüğü yeni tehditlerle karşı karşıya.  Bazı ülkelerde devletler, dijital gözetim ve sansür mekanizmalarıyla bireylerin özgürlüklerini kısıtlıyor. Aynı zamanda, dezenformasyon ve nefret söylemleri de bireylerin haklarını ihlal ediyor.

Bugün "insan hakları" farkındalığını sadece savaş ve zorunlu göçler bağlamında değil, insanların günlük yaşamlarında yaşadıkları, mobbing, baskı, ayrımcılık gibi olaylarda da fark etmemiz gerekir. Siyasal ayrımcılık, nepotizm, mezhepçilik, şehircilik de ne yazık ki "insan hakları" ihlallerindendir. 

Türkiye'de emperyalist dayatmalarla gerçekleşen askeri darbeler daima "insan haklarını"  hedef almıştır. Eğitim hakkı, sağlık hakkı, inanç özgürlüğü, kadın erkek eşitliği, fırsat eşitliği kavramları da "insan hakları" içindedir.  

Bugün Türkiye'de siyasal düzen "demokrasi" görünse de, seçilen siyasal partilerin ilk icraatlarının, yönetecekleri ortamda "kendilerinden olmayan" insanları dışlamak olduğu ne yazık ki yaşanan gerçektir. 

"Dünya İnsan Haklası Günü" ama karşılığı olmayan, aranmayan, farkedilmeyen bir gün.

Ve eminim "bugün" dünyada daha fazla "insanın hakkı" kaybolacak! 

1948'de lanetlenen "insanlık düşmanları" bugün yok ama, o "insanlık düşmanlarından" daha beter alışkanlıklar Türkiye'de de İzmir'de de "insan haklarını" hiçe sayarak nepotik menfaatçiliğinin bayrağını dalgalandırıyor! 

Yine de "insanın insana kulluğunun" olmadığı, en yüce değerin İNSANLIK olduğu gerçeğinin bir gün mutla farkedileceğini umut etmeye devam! 

Hasan Tahsin Kocabaş / #YorumHaber 

hasantahsink@gmail.com 

10 Aralık İnsan Hakları Günü Dünya Türkiye İzmir CHP Ak Parti