Çocuk Hakları Günü'nde acı rapor
Dünya Çocuk Hakları Günü'nün kutladığı 20 Kasım'da Türkiye'de veriler hiç de iyi görünmüyor. 2014 verilerine göre ülkemizde 893 bin çocuk işçi bulunurken, çocuk gelin sayısında ise Avrupa'da Gürcistan'ın ardından ikinci sırada.
CEREN KARLIDAĞ
20 Kasım 1989 yani bundan tam 25 yıl önce Birlişmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülkenin de onayladığı bir anlaşma ile bugün Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalanmış ve dünya çocuklarının eğitim, sağlık, barınma gibi temel hakları güvence altına alınmıştır. Türkiye’nin de tarafı olduğu sözleşme tarafların sözleşme kurallarına uyması zorunluluğunu barındıyor. Fakat ne yazık ki her televizyonu açtığımızda, her gazete sayfasını çevirdiğimizde sözleşmenin ihlal edildiğini görüyoruz.
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ULUSLARARASI BİR SORUN
Kesin olmayan sayısal verilere baktığımızda ise gerek ulusal gerek uluslar arası alanda çocuk işçiliği hiçde azımsanmayacak rakamlarda seyrediyor. Milyonlarca çocuk zihinsel ve fiziksel olarak çocuk bedenlerine uygun olmayan ağır işlerde çalışıyor. Günümüzde çalışan çocukların sayısını kesin olarak söylemek mümkün olmasa da, Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) araştırmalarına göre dünyada 5-14 yaş grubunda 250 milyon çalışan çocuk bulunduğu, 12-17 yaş grubu 283 milyon çocuğun çalıştığı için okula devam edemediği tahmin edilmektedir.
Türkiye’de ise TÜİK raporlarına göre 2012 verilerine göre 2006 yılından bu yana çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin en yaygın olduğu ücretsiz aile işçisi çocuk işçilerin, toplam çocuk işçiler içerisindeki oranı % 41’den % 46’ya, sayısı ise 362 binden 413 bine yükselmiştir. Yine aynı kapsamda değerlendirilen tarım sektöründe çalışan çocukların sayısı da 73 bin kişi artış göstererek 326 binden 399 bine, toplam çocuk işçilere oran ise % 37’den % 45’e ulaşmıştır.Tarımda çalışan çocuklar açısından asıl acı olanı ise tarımdaki istihdam artışının % 66’sının ve ücretsiz aile işçilerindeki artışın % 90’ının 6-14 yaş arası çocuklar olmasıdır. Toplamda da çocuk işçiliğinin artmasına neden olan 6-14 yaş çocuk işçilerin sayısındaki artıştır. Türkiye'de İSİG verilerine göre, 2014 itibarı ile çalışan çocuk sayısı 893 bini bulmuş durumda.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 59’u çocuk işçidir (18’i 14 yaş ve altı, 41’i 15-17 yaş arası). Bu da yüzde 4,7 oranına tekabül ediyor. Yaş verilerine ulaşılamayan 144 işçi de oranlama içinde düşünüldüğünde 2013 yılında ölen işçilerin yüzde 5,4’ü çocuk işçilerden oluşuyor. Yani can veren her 20 işçiden birisi yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçilerdir (İSİG 2014).
2012 yılında yasallaşan 4+4+4 eğitim sistemi ile eğitim yaşı 6-13 arasına indirilmiştir.Çocuk işçiliğinin yaşı da buna göre düşmüş ve yaygınlaşmıştır. Devletin çocuk işçiliğini önleme amacıyla oluşturduğu kurumlar ve yasal düzenlemeler de çocuk işçiğini oluşturan temel sebepler (yoksulluk, nüfuz, küreselleşme vb. ) yok olmadığı sürece ‘’sözde’’ uğraşlar olarak kalacak gibi.
PEDOFİLİ Mİ ÇOCUK GELİN Mİ?
Çocuk istismarının bir diğer boyutunu ise çocuk gelinler oluşturken konuya pedofili mi yoksa çocuk gelin mi olarak bakılması gerektiği de konunun bir diğer boyutunu oluşturuyor. Uçan Süpürge’nin 28 yıllık yaptığı araştırmalar ve çalışmalar sonucunda konuya getirdiği açıklık ise şöyle “Bu soruna ‘çocuk gelin’ değil ‘pedofili’ diyelim” önerisi de bu gerekçeyle sıkıntılıdır ve örneğin, “şiddet uygulayan erkeğin hasta olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini" söyleyen görüş gibi sığ kalır. Bu ve benzeri görüşler, çocukların evlendirilmesi probleminin toplumsal boyutunu göz ardı edip durumu hastalığa indirger ve kişiselleştirir. Oysa çocuk evlilikleri toplumun her kesiminde görülen, gelenekler veya inanışlar bahane edilerek normalleştirilen yaygın bir sorundur; eşitsiz, adaletsizlik ve şiddetin hem sebebi hem sonucu. Kız çocuklarla evlenmek, cinsel birliktelik de söz konusu olduğundan, nihayetinde pedofili davranışıdır, ancak tek başına pedofilidir denemez. Bir çocukla gelenekler, din, töre vs. sebepleriyle evlenen bir kişi pedofili hastası olmayabilir. Hastalıklar masumiyet ve çaresizlik çağrıştırır, fakat çocukların evlendirilmesi masum değildir fakat toplumsal işbirliğiyle ortadan kaldırılabilir, eğer istenirse çaresi vardır’’.
TÜRKİYE ÇOCUK GELİNDE AVRUPA İKİNCİSİ
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre, dünyada çocuk gelinlere en yüksek oranda rastlanan ülkeler sıralamasında, ilk sıraları Batı-Doğu-Orta Afrika ülkeleri ile Güney Asya ülkeleri alıyor. Yine rapora göre 'kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmasa da gelişmekte olan ülkelerde her yıl 10-12 milyon kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği, Türkiye özelinde ise her üç kadından birinin çocuk evliliği yaptığı’’ belirtiliyor. Türkiye çocuk gelin ortalamasında Gürcistan’dan sonra Avrupa’da ikinci sırada.
DİCLE Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM)’ın yaptığı araştırmalar doğrultusunda konuşan Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Dç.Dr. Naciye Yıldız “Bazı evlilikler akraba hatırı adına yapılıyor. Görüştüğümüz kadılardan biri ’benim halam hayattayken babam halama söz verdi. Halam öldükten sonra ona verdiği sözü tutmak için babam beni halamın oğlu ile evlendirerek halama verdiği sözü tuttu. Oysa bu evliliği ne ben n ede halamın oğlu istemiyordu. Ama hatır adına bizi evlendirdiler’ diyerek konun adeta ölüleri mutlu etmek için evlenilecek kadar basit görüldüğünü belirtiyor.
Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki erken yaşta evlendirilen kız çocuklarının %40’ı hiç okula gitmemiş. Aileleri tarafından bir risk olarak evlendirilen kız çocukları kocalarının evlerinde de aşağılanıyor, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor, hatta bir çoğu öldürülüyor. Bundan yaklaşık dört ay önce ise Niğde’de 13 yaşında ki bir çocuk gelin yaşadıklarına dayanamayarak kendini öldürmüş ve durumun ciddiyetini bir kez daha bizlere hatırlatmıştı.
Çocuk gelin vakalarını engellemek için yapılan önlemler de tıpkı çocuk işçi vakalarını engellemek için yapılan önlemler gibi ne yazık ki bir sonuç vermemekte. Sorunun kökenlerini oluşturan toplumsal meselelerde değişmeler olmadığı sürece ne yazık ki doğuda berdel, anadoluda başka batıda bambaşka sebeplerle kız çocukları evlendirilmeye ve şiddet ve istismara maruz kalmaya devam edecek ve biz 1 yılda 40 bin çocuğun evlendirilmesine şaşırmayacak duruma geleceğiz.
25 YIL GEÇTİ
Yazının başında da dediğimiz gibi bugün 20 Kasım ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalanmasının ardından 25 yıl geçti. Birazdan sokağa çıkacaksınız ya da evinize gireceksiniz veya bir çocuk işçinin ellerinden bir simit alacaksınız. Belki komşunuzun çocuğudur, 13 yaşında yaşadıklarına dayanamayarak intihar eden çocuk gelin Hilal’in sınıf arkadaşı. Hatta belki şuan Afrika’da bir çok kız çocuğu sünnet ediliyordur ve siz bunu daha önce duymamışsınızdır bile. Kim ve nerede olursak olalalım toplumsal normları, toplumsal hafızayı ve vicdanları sorgulama zamanının geldiğini unutmayalım. Yoksa bir 25 yıl sonra daha iş kazalarına kurban giden çocuklardan, hem anne hem çocuk olmuş kızlarımızdan, pamuk toplamaktan elleri yaşından daha büyük gösteren tarım işçisi çocuklardan bahsetmeye devam edeceğiz.