Dersin Sanal Hali: Tweetders
Değişen çağ ve gelişen teknolojiyle birlikte öğretmim ve eğitim de hızla değişiyor. Gelişen teknolojinin en yakın takipçisi yenil nesil de artık sanal alemden öğrenmeyi tercih ediyor. Bunu fark eden öğretmenlerse çoktan bu yöne kanalize olmuş durumda. Onur Soğuk da Mersin Silifke'den bu yöne kanalize olmuş ve hem İzmir'den hem de Türkiye'nin diğer illerinden 18 bin öğrenciye ulaşmış sınır tanımayan öğretmenlerden biri
Zorunlu din dersi, ilkokulda başörtüsü serbestisesi, dedelerimizin mezar taşını okuyacağımız Osmanlıca, dört artı dört eğitim sistemi, kininin ve dininin bekçisi bir nesil yaratma yolunda atılan adımlar ve elbette deshaneler kapatılsın mı kapatılsın mı tarışması. Eğitim üzerinden çocukların hayatını şekillendirmeye son sürat devam ediyoruz. Eğitim politikalarının her yıl değiştiği Türkiye’de tek değişmeyen ise çocukları her iki üç yılda bir bekleyen sınav maratonları.
Veliler durmadan değişen sınav isimlerini bile öğrenmekte zorlanırken, çocuklar bu sınavlardan yüksek puanlar almak zorunda. Ancak dershane tarştışmasıyla birlikte bir kez daha okulların işlevlerini tamamen yitirdiği gözümüze sokuldu. Tüm bu yukarıda saydığımız tartışmalara her gün bir yenise eklene dursun bir türlü çocukların aldığı eğitimin kalitesini masaya yatırma şansı bulamıyoruz.Öğrenciler mutsuz, öğretmenler mutsuz, aileler mutsuz. Ailelerin tüm çabalarına rağmen öğrenciler eğitim ve öğretim hayatından kopmuş ve tamamen soğumuş durumda. Her ne kadar artık okulu kırıp gezmeye giden çocuklara sokaklarda eskisi gibi rastlayamasak da, sanal alem boş vaktini geçiren çocuklarla dolu. Evde, otobüste, derste çocuklar etraflarındakiyle değil, akıllı telefonlarıyla girdikleri facebook ya da twitter ile ilgilenmeyi tercih ediyor. Onlara ulaşabilmenin tek yolu ise artık bu kanalları en az onlar kadar iyi kullanabilmekten geçiyor.
SINIFTAN TWEETER’E
Mersin Silifke’de bir dershanede edebiyat ve Türkçe öğretmenliği yapan Onur Soğuk da bu çok önemli ayrıntıyı görenlerden biri. Twitter üzerinden açtığı YGS-LYS & EDEBİYAT@OnurSogukHoca hesabıyla öğrencilere ulaşmaya ve onlara sorlu sınav maratonunda yardım etmeye çalışıyor ve bir yıl gibi kısa bir sürede Türkiye’nin dört bir yanından 18 bin öğrenciye ulaşmayı başarmış durumda. Onur Öğretmen bu başarısını ise hesap üzerinden sadece kuru kuru ders anlatmamasına bağlıyor. O öğrencileriyle aynı zamanda hayatı paylaşıyor. Onları takip ediyor, onlarla eğleniyor, şakalaşıyor. Yazdığı manilerle ve özellikle de Galatasaray eski teknik direktörü Prandelli ile ilgili yaptığı paylaşımlarla öğrencilerin dikkatini çekmeyi başarıyor. Yani bir öğretmenin sınıfta ne yapması gerekiyorsa onları yapıyor.
Onur Soğuk’un da twitter ile tanışması birkaç yıl öncesine dayanıyor. Haziran Hareketi ile birlikte ise aktif bir Twitter kullanıcısı oluyor. Ardından Twitter’de epey bir vakit geçirmeye başladığını ve derslerine girdiği öğrencilerinin de kendisinden pek farkı olmadığını görüyor. Daha sonrasını ise Onur Hoca’dan dinleyelim:
“Uzun zamandır bir şeyler yapmak amacındaydım. Hem öğrencilerimle daha iyi diyaloğa geçmek istiyor, hem de kendi adıma eğitimle eğlenceyi bir araya getirebileceğim bir yol arıyordum. Sonra neden twitter üzerinden bir hesap açıp başlamayayım dedim.”
İMAM HATİPTEN ANADOLU LİSESİNE
İlk başta hesabını derslerine girdiği öğrencilerinin takip etmeye başladığını ifade eden Onur Soğuk “Bir süre sonra hiç tanımadığım öğrenciler de beni takip etmeye başladı. Bu tabi ilk başta birkaç kişiyle sınırlıydı. Sonra sayı giderek arttı. Özelden mesaj yazanlar, bana bir konuyla ilgili takıldığı yeri soranlar, sınava hazırlık aşamasında nasıl hazırlanması gerektiğini soranlar… Ben de mümkün olduğunca hepsine cevap vermeye çalıştım ve hala da çalışıyorum. Derken takipçi sayım 1 yıl içinde 18 bine dayandı” diye özetliyor başlangıç sürecini.
Onur Hoca’nın Türkiye’nin hemen hemen her şehrinden takipçileri var. Soma’dan Mardin’e, İzmir’den Antalya’ya Ağrı’ya. Özel okullardan devlet okullarına, Anadolu liselerinden imam hatip liselerine kadar, çok farklı kesimlerden çok farklı öğrenci profillerine hitap etmeyi başarabiliyor. Takipçi sayısı da her geçen gün biraz daha artıyor. Peki Onur Hoca bunu neye bağlıyor? Neden bu kadar fazla ilgi var ve neden öğrenciler kendi okullarında ya da dershanelerde birebir derslerine giren öğretmenlerinin yerine Onur Hoca ile diyaloğa geçmeyi tercih ediyor? Onur Hoca’nın bu sorulara verdiği cevap ise şöyle?
EĞİTİM DEĞİL SINAV SİSTEMİ
“Bu konuların üstüne ben de çok düşündüm. Şimdi ben bir öğrencinin dersine giriyorum ancak o öğrenci benim yerime sanal alemden bir öğretmenle yakınlık kuruyor. Bir de aslında o kadar çok hesap var ki özünde benim yaptığımın bir benzeri yapan. Ama takipçileri ile aralarında bir iletişim yok. Sonunda ise şu sonuca vardım: İlk olarak ülkemizdeki öğretmenler derin bir mesleki tükenmişlik sendromu yaşıyor. Bırakın öğrencileriyle bir iletişime geçip onlarla arkadaşlık etmeyi, onlara derste öğrenmeleri gerekeni bile verebilecek durumda değiller. Tabi ki bunun birçok nedeni var ancak ben işin basitine kaçarak bunu maddi gelire bağlama yanlısı değilim. Bir inanmışlığını yitirme var. Zaten artık bir eğitim sisteminden çok sınav sistemi içerisindeyiz ve bu da işin tamamen maddiyata dönüşmesine yol açtı. Paranız varsa öğretmenlerin de ilgisi alakası var boyutuna geldi. Ne yazık ki birçok öğretmenimiz kaliteli bir eğitimden çok cebine giren parayla ilgilenmekte. Devlet okullarının zaten hali içler acısı. Herkes açısından sadece gidip geldiği ve içtima verdiği bir yere dönüşmüş durumda. Durum böyle olunca da öğrencilerin ve öğretmenlerin arasındaki bağ da tamamen kopuyor ve öğrenciler başka mecralara yöneliyor. Neden ben olduğuma sorusuna gelirsek de; ben adeta Twitter’de yaşayan bir canlı durumundayım. Gerçeğim kısacası. Yorumlarımda, paylaşımlarımda kendimi saklamayan, gündelik olaylar üstüne konuşan biriyim. Mesela en güncel konulardan biri olan Osmanlıca eğitim konusunda direkt yorumda bulunuyorum ve bu da öğrencilerimin dikkatini çekiyor. Galatasaray 4 mü yedi, koyu bir Galatasaraylı olarak hemen paylaşımda bulunuyorum. Öğrencilerim de müdahil olunca bir diyalog ortamı kurmuş oluyorum. Bu da bana yakınlaşmalarını beni de kendilerinden biri gibi görmelerini sağlıyor. Yani hesabımda sadece ders işleyen katı bir öğretmen değil, öğrencileriyle matrak şamata ders işleyen bir hocayım.”
“SİZ YETER Kİ ÖĞRETMEK İSTEYİN”
Onur Hoca yeni neslin öğrenmeye istekli olmadığını ve okula ilgi duymadığı iddialarına ise şu şekilde yanıt veriyor: “Aslında her çocuk öğrenmeye meraklıdır. Sadece onlara öğretmeye istekli olun. Ben Silifke’de bir dershanede kendi halinde öğretmenlik yapan biriyim. Yaptığım bu işten herhangi bir maddi kazancım ve ya beklentim de yok. Tek özelliğim öğretmeye istekli olmam. Benim başarımın en büyük göstergesi de öğrencilerimin öğrenmeye istekli oluşudur. Sizin öğretmek gibi bir kaygınız yoksa karşıdakinin de öğrenmek gibi bir isteği kalmaz. Durum bu kadar basit.”