FOÇA'NIN GERÇEK VE HÜZÜNLÜ HİKAYELERİ

Foça deyince akla Karataş gelir, Fok gelir, Kedi gelir. Palmiye gelir. Bunların herbiri hakkında hikayeden, efsaneye kadar türlü - türlü söylemler vardır. Mesela bugün nerede olduğu belli olmayan Foça'nın Karataşına, basanın Foça' yı kolay - kolay terk edemeyeceği veya mücbir sebeplerle gitse bile, birgün muhakkak geri geldiği veya geleceği söylenir. Foça'nın Kedileri meşhurdur.

Foça’nın Kedileri meşhurdur. Balıkçı kasabası olmasından dolayı yavru penguenin; midesinde ki balıkla okyanustan gelen annesini beklediği gibi, Foça kedileride balıktan dönen tekneleri beklerler. Her kedinin kendi balıkcısı vardır. Kedi tekneyi uzaktan gelen sesinden tanır. Nereye bağlayacağını bilir. Oraya gider. Kendisinden önce gelen varsa sıraya girer. Nasibini almak için sırasını bekler. Aramızda az da olsa kedi sevmeyenin bulunduğu gibi, aksine kedileri çok seven insanların yaşadığı yer olan Foça’da, pek çok insan balıkçıdan aldıkları küçük balıkları kedilere vermekten keyif duyar. Hatta bazıları balığı kızarmış veya haşlanmış olarak kedilere verir. İzmir de saat kulesinde bulunan güvercinler, Konak için ne kadar vazgeçilmezse, Foça için kediler de o kadar vazgeçilmezdir. Bunun somut örneği, “ Foça Turizminde faaliyet göstermek için kurulan bir Turizm Derneğinin ambleminin fok ve kediden figürünün kullanılmasında görülür.

Fok deyince

Fok deyince bu konu ile ilgili sadece bir kaç satır yazıp geçmek doğru olmaz. Çünkü “ Foça” (Phokaia) antik çağdan beri adını Foklardan alarak günümüze kadar değişmeden gelen bir isimdir. Bu noktada Fokları önemsememek, Üremeleri ve korunmaları için gerekli tedbirleri almamak ,haklarında yazıp çizmemek, bilgilendirmemek hiç bir şekilde doğru olmaz. Akdeniz fokunun anavatanı olan Foça, foklara asırlarca evsahipliği yapmıştır. Siren kayaları civarında üremiş çoğalmışlardır. Karaburun da nasıl ayı balığı nesli tükendiyse Foça da da fok balığı nesli tükenme riski hiçbir zaman olmadığı kadar yüksektir.Fokların karşılaştığı ilk tehdit, orta çağda Akdeniz de hüküm süren korsan ve ticaret gemileri Foça’ ya gelip gittikleri sırada Siren Kayaları civarında üreyen, yaşayan Fokların etinden - yağından faydalanmak amacıyla acımasızca ve bilinçsizce avlanmaları olmuştur. Bunun dışında Fok balıkları günlük balık tüketimleri yüksek olduğundan, balıkcı ağlarına zarar verdiklerinden balıkçılar tarafından da öldürülmüşlerdir.Ayrıca, Foça ve Çeşme hududları dahilinde bulunan balık üretim çiftliklerinde deniz içindeki havuzlara saldırdığı sırada her yıl onlarcasının silahla vurulması sonucu sayıları bitme noktasına gelmiştir.

Bu gün Foça’nın meşhur Fokları koruma altındadır. Doğup büyüdükleri Siren Kayaları da Fok Balıkları koruma alanıdır.Ancak maalesef bu konuda çok geç kalınmıştır. Gene de en azından ortada bir karar, bir alan ve bir amaç vardır. Bütün mesele gerekli olan hassasiyet ile amaç uğruna çalışmayı başlatmak, devamlı kılmak,halkı bilinçlendirmek ve Foça’ya yakışan Fok balıklarının çoğalması için gereken önlemleri almaktır.

 

Foça'nın Palmiyeleri

Son atmışbeş yıldır Foça'da Palmiyeler hakkında da, Foça insanının severek dilden dile dolaşan hikayeler olmuştur. 1950 li yıllarda Foça belediyesi, Türkiye' nin tüm sahil kasabalarında olduğu gibi, palmiye ağacı dikme modasına uymuş, Devlet Fidanlıklarından yüzlerce palmiye fidanı almıştır. Alınan fidanlar, başta İsmet paşa mahallesi sahili olmak üzere, Foça’nın muhtelif yerlerine belli aralıklarla dikilmiştir. Özellikle dikilen her palmiye yerini bulmuş, İsmetpaşa Mahallesi’nin sahilini “gerdandaki inci” gibi süslemiştir. Durumdan memnun olan ve Foça’ya her yönden yakıştığı düşünen sonra ki yönetimler de ara ara aynı palmiyelerden Foça’nın başkaca yerlerinede palmiye fidanları dikmişlerdir. Palmiyeler kendi halinde büyürken, bir tanesi var ki başına gelmeyenin kalmadığı söylenir. Şöyle ki: Elde kalan son palmiye fidanı şimdiki Foça restoran ın yanındaki boşluğa( şimdi boşlukta iki tane kafe var) dikilirken, meydana cephesi olan bir pastahanenin sahibi ve aynı zamanda meclis üyesi olan Hasan .. feryad etmiştir.

- Neden bu palmiyeyi benim dükkanımın önüne dikiyorsunuz ? diye itiraz edip meclisi birbirine katmış, o palmiyenin oraya dikilmemesi konusunda tehtidler savurmuştur. Sonuçta karar, karardır diyen dönemin belediye başkanı, zabıta ve diğer çalışanlarla sabah erken saatte meydana gelerek palmiye fidanını dikmişler, etrafını 2 metre çapında 40 cantim yüksekliğinde duvarla çevirip içini toprakla doldurmuşlardır. Uzunca bir süre başınada nöbetçi koymuşlardır. Bu tek palmiyenin zaman içerisinde gelişip büyüdüğü gibi, sahilde dikilmiş tüm palmiyelerinde büyümesi sonucunda Foça birden palmiyeler diyarına dönüşmüştür.

Peki sonra ne oldu?

70 li yıllara gelindiğinde Palmiyeler İsmet paşa mahallesinin sahilini, gerdanı süslercesine muhteşem görüntü sunarken, “Taş Evler kurul tarafından tescillenecek, koruma altına alınacak o zaman bir çivi bile çakamayacaksınız“ söylemleri ile halk korkutulmuş ve Taş Evlerin yıkımı adeta teşvik edilmiştir. Ve maalesef sonuçta öyle olmuştur. Taş Evlerin önemli bir kısmı yıkılıp, yerine bildik üç katlı binalar yapılmıştır. Bu arada özenle hatta kimi yerde ise kavgalı gürültülü dikilen ve büyütülen palmiyelerde Taş evlerin yıkımı veya yeni bina yapımı sırasında köklenmiş, kesilmiş bir kenara atılmış, veya diplerine kezzap gibi kimyasallar dökülerek kurutulmuştur. Geriye kalanlar da genelde okul ve hastane gibi kamu binalarının önünde ve sayısı 35 – 40 taneyi geçmeyecek kadar azalmıştır. Foça’ya güzellik katsın diye düşünülmüş, bin emekle dikilmiş ve bin bir emekle büyütülmüş, palmiyelerin bir tanesine bile kıymak, hangi gerekçe ile olursa olsun, son derece ayıp ve günahtır. Aynı zamanda hayatını kazandığı, geçimini sağladığı Foça’ya ihanattir. Bu zihniyet üzüntü vericidir.

 

Sonuç

Sonuç olarak, Foklarda, Palmiyelerde, Taş Evlerde yaşanan durum, umut ederim kedilerde yaşanmaz. Şükür Allah’a Foça’nın “Efsane Karataşının” nerede olduğu bilinmiyor.

Bilinse şayet, bu zihniyet ile Karataş, tez sürede yerinden alınır, ya bir duvarın temelinde, ya da bir hamamın kuytusunda, ve yahut herhangi bir yerde, Tıpkı Foça Su Kemerlerinin yapımı sırasında Antik çağa ait, yüzlerce oyulmuş- kabartılmış – işlenmiş taşın örüldüğü gibi, dolgu malzemesi olarak kullanılır.

İlçemizde ve ülkemizde de alınan kararlarda ve uygulamalarda ortak değerlerin, ortak aklın hakim kılınabilmesi ümidiyle..

 

Ortak değerler, ortak bilinç ve ortak kültürle korunur.”