GENÇ BAŞKANIN GÖZLERİNDE GÖRDÜKLERİM
Ege Aktüel Haber Sorumlu Müdürü olmaktan ziyade, İzmir'in artık "huysuz ihtiyarı" olarak hissediyorum kendimi. Zorladım, kışkırttım ama o genç başkanın pırıl pırıl yüreğiyle tanıştım. Size "gördüğüm ve duyduğum" ama illaki "hissettiğim" Ömer Eşki'yi anlatacağım.
Başka bir yerde yayın yaparken "adaydı"...
Yayın sırasındaki ciddiyeti "heyecanından mı" geliyordu, anlamamıştım?
Ama "sert" bakmaya çalışan gözlerindeki sıcaklığı gizleyemiyordu.
O gözler "ben bu işi yaparım, ben doğru adayım" diyordu.
Böyle diyordu çünkü cânım CHP'de, öyle bir "aday belirleme" süreci yaşanmıştı ki, düşününce, hala tepkimi gizleyemiyorum. Hatta inanmayan bakabilir, YouTube'de adaylık süreciyle ilgili söylediklerim hala izleniyor.
Çok ve sert eleştirdim Özgür Özel'i, yanındakileri... E tabii adaylardan da sakınmadım. Fakat "O genç" bana farklı gelmişti ta o günden. Özgür Özel'le görüşebilsem "özel" teşekkür ederim artık.
31 Mart oldu. Başkanlar seçildi.
Aradan bunca ay geçti, bazı sevmediklerimi sevdim, bazı sevdiklerimi de yüreğimden çıkardım.
Bornova'da da o "ciddi bakışlı" ama "sıcak yürekli genç" Ömer Eşki Bornova'nın Başkanı seçildi halkı tarafından. Mazbatasını alır almaz da öyle bir hava yarattı ki, hani yağmur çamur, sıcak soğuk demeden her sabah, bazen kör karanlıkta sokaklara vurdu kendini.
Ve her adımını da halkıyla paylaştı.
Bazen ben "huysuz ihtiyar" olarak prodüksiyon yöntemlerini eleştirdim ama içten içe de hoşuma gidiyordu. Sabahları "Günaydın Bornovam" duymaya, izlemeye öyle bir alıştım ki...
Başkan Eşki, Cumhuriyet devrimlerine bağlılığını, Türk tarihine düşkünlüğünü, Atatürk'e sadakatini neredeyse her üç cümlesinden birinde vurguluyor.
Bu yüzden de "kutsal emanet" gibi sakladığım, koruduğum "1977 İhsan Alyanak" seçim kitapçığını, yılların yıpranmışlığıyla hediye ettim içim rahat. Hemen de okumaya başladı.
Ama öyle bir fark var ki...
Sevgili "Bornova Baba" Altan Altın, sevgili kardeşim Berk Hızlıateş, Basın Danışmanı Gürhan Dikmen Kardeşim ve yeni tanıştığım lakin donanımı yüzüne yansımış Bornova Belediyesi Müze Müdürü Şükrü Koçak da bulundular ziyaretimde.
Muhteşem bir buluşma yani.
Başkana önce teşekkür ettim. Çünkü yaklaşımının örneği çok az günümüzde. Eleştirenin, soru soranın adeta linç edildiği bir zaman bu kötü zaman.
Ama gerçek şu ki, yaşına rağmen etkilenmemiş "12 Eylül faşizminden" Ömer Eşki.
Öyle şeyler anlattı ki...
"Yapmak istiyorum" demedi "yapacağım" dedi.
Bilgisayarını açtırdı, haritadan başladı anlatmaya: "Orayı yıkacağım, burayı yapacağım, oradan şuraya geçeğim, buradan oraya geleceğim".
Dinledim... Ama dayanamadım: "Siz bunları ne kadar sürede yapacaksınız? Bu projeler 31 marttan bu yana mı hazırlandı?"
Tüm sorulara tek cevap aldım: "Ben çok önceden hazırlanmıştım"!
İşte büyük ve eşsiz fark bu.
Aynı "kafada" genç bir başkan daha var tanıdığım.
Ömer Eşki bana rahmetli Sırrı Aydoğan abimi hatırlattı. Makamına gittiğimde duyduğum hisleri hissettim. Oysa o makamda çok ama çok sevdiğim dostlarım da oturdu geçmişte. Kamil Okyay Sındır, Olgun Atila...
Ama alınmasınlar, Ömer Eşki bana "dünden yarına" bir rüzgar estirdi.
Dirençli, inatçı, vazgeçmeyen bir genç başkan Ömer Eşki...
Bir de şu "57. Tugay Karargahını" yamyamlara kaptırmasın, vallahi alnından da öperim.
Başkan, dünün yitip gitmiş Bornova güzelliklerini, bugün yeniden oraya çıkarmaya and içmiş.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bornovalı bir dede, torununa bir zaman sonra, hayalini değil, gerçeğini gösterecek, yaşatacak Bornova meydanında.
Haydi bakalım Ömer Eşki, sen vazgeçme ben de yanında durayım tüm "huysuzluğumla". Yolu da bahtı da açık olsun başkanın.
Benim gibi "huysuz ihtiyar" olan Ertürk Çapın'ı da "video aktörü" yaptı ya, daha ne olsun!
Hasan Tahsin Kocabaş
info@egeaktuel.com