HABERYORUM: BİR İSTİFANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

TARKEM Genel Müdürü Sergenç İneler "pat" diye mi istifa etti? Açıklamasında vurguları neler? Satır araları bir kırgınlığı mı hissettiriyor?

#HABERYORUM - Hasan Tahsin KOCABAŞ 

"Söylesem tesiri yok, sussam gönlüm razı değil"... 

Ama kayıt düşmekse gayem tarihe, vazgeçmeden devam diyorum.  Bir "duyuru"  düştü dün sosyal medyada önüme. Şaşırdım açıkçası. Önce dedim ki kendi kendime :  "oooo kimler sevinecek, göbek atacak şimdi acaba?" Tahmin ediyorum elbet kimler olduğunu. 

Evet, TARKEM'in yıllardır Genel Müdürlüğü'nü sürdüren Sergenç İneler görevinden istifa etmiş. Yarı duygusal bir metinle de bunu dostuna düşmanına ilan eylemiş.  "İstifa" tek taraflı bir beyandır, saygı duyulması gerekir.

Ama söz konusu İzmir'de TARKEM ve Sergenç İneler olunca düşünmek gerekir. 

Kurulduğundan beri hep mesafe koydum Tarkem'le arama. Zira İzmir'in zenginlerinin çoğunun nasıl kibirli olduklarını çok iyi bilirim. İzmir'in bu kadar eski kalmasında onların İzmir aidiyetlerinin sorgulanması gerektiğini hep savunmuşumdur. Bugün İzmir'in kendi kimliğinden bu kadar kolay uzaklaştırılıp, başka kentlerin "çeşitli baronlarına çiftlik yapılışında"  İzmir sermayesinin vebali çok büyüktür. Hatta çoğu İzmir zengini doğduğu yerlerin, anılarının işgalini de Çeşme'den seyretmekte sorun görmemiştir. 

Ve TARKEM de bana "şirket" olmasına rağmen "zenginler kulübü" gibi gelmişti.  Ama genç genel müdürünü tanıyınca daha objektif olmaya başlamıştım. Çünkü o genç,  gecesini gündüzüne kattı ve İzmir'in İzmir gibi ayağa kalkmasına uğraştı. Onca "huysuz zengine" dert anlattı, şahsına yönelik bir yığın itham ve iftiraya göğüs gerdi. 

Hataları vardır mutlaka ama iletişime açık tarafı, şeffaf cevapları, anlaşılır konuşmalarıyla aslında İzmir'in bugün "yok sayılan" kendi evlatlarının idolü gibiydi Sergenç. İzmir'de doğmuş, İzmirce büyümüş ve muhteşlem eğitimler almış ve genç yaşında pek çok yaşça büyüğüne ders verecek kadar deneyim ve bilgi sahibi olmuş. Ama bir yanı daha vardı Sergenç'in, sıfatı "genel müdürdü" ama sokaklarda yürür, herkesle iletişim kurar, öyle "lüks makam" peşinde olmayan tipik İzmirliydi

Açık söyleyim ki, Sergenç'in istifası "İzmir'i işgal eden" İzmir dışı muhteris güçlerin "Bizansvari tezgahı.

Ve tabii bu tezgaha alkış tutan güya yerel yönetimlerin.

Hatta İzmir aidiyetinden yoksun sermayesinin.  Ne yazık ki, İzmir bugün "İzmirlilerin" tasfiye edildiği kent olmak üzere! Bakın dolaşın Karaburun'da kaç yurttaş ah ederek "Malatya'nın uzak ilçesi olduk" diyor duyun. 

Sergenç, çok iyi bir belediye başkanı olurdu ama "İzmirli" olduğu için tercih edilmedi ve diğerleri için her zaman "potansiyel rakip" olacak. 

31 Mart sonrası seçilen belediye başkanlarının yarıdan fazlası, büyükşehir de dahil, kendi iradeleriyle başkanlık yap(a)mıyor.  İşte bu yüzden de İzmir'de her gün bir İzmirli, "Bizans'a" boğduruluyor. 

Bakalım TARKEM'in yeni genel müdürü güzel ülkemizin hangi kentinden dayatma yöntemiyle ithal edilecek? 

Bu istifa olayında duyduklarınıza inanmayın. Hele bazı "başkanların" söylediklerine asla inanmayın!