KİBİR, ALÇALMAKTIR!
2024 Biterken biz de bir "araştırma" yapalım dedik. Ne yıldı ama? Siyaset bir yana da, dünyada susuzluk, iklim ve enerji sıkıntıları, gıda krizi, savaşlar, iç savaşlar, zorunlu göçler.... Ve tabii ki "asgari ücret" ile "emeklilerin" halleri... Peki neden? Neden böyle oluyor?
Ege Aktüel Haber olarak "yenilenmeye, daha ciddi, objektif ama dibine kadar hayatı "yorumlamaya" karar verdik". 2025'te kafaları karıştıracağımıza, sadece halkımızın yaşadıklarını muhatap alacağımıza ve öğrendiğimiz hiç bir şeyi saklamayacağımıza söz veriyoruz.
Ama bakıyoruz da çevremize, "ağlayanların" sayısı artarken, gülenler hep aynı yüzler...
Gazze'den Suriye'ye onca akan kan ve verilen canlar?
Açlıklar sefaletler, ahlaki çöküşler neyin habercisi?
Ya İzmir?
İzmir'de "tok, açın" halinden anlıyor mu?
"Makam sahipleri" ki "alın seçilmişi vurun atanmışa", neden "gerçeklerle" yüzleşmeden ve sadece kendilerine ait "ortamlarda" sürekli "BEN, herşeyim" naraları atıyor?
Aynı anda çalışanına zulmedip, "kendine biat edenlere" yalanlar söylüyor?
Neden zulümlerine "haklı sebepler" bulmaya çalışırken, kendine beddua edenleri duymamak, işine geliyor?
2024 iyi geçmedi...
Tercihlerden pişmanız çoğumuz, ekonomik safalet artacak, İzmir'de işziliğin dibine vurulacak ki "vuranlar" belki de "tarihe geçecek"!
Biri soru soruyorsa ve cevap vermiyorsan,
Biri arıyorsa ama sen aramıyorsan,
Sana "dostluk" yapanbları unutup, dostunu hançerleyenlere "dost" diyorsan,
Ekmeğini aldıklarını "şeytan", kendini "melek" görüyorsan,
Selam hakkını bilmiyorsan...
Bili ki sen "kibrin çukuruna" düşmüsün arkadaş!
Allah şimdiden "taksiratını" affetsin!
İŞTE SİZE "KİBİR" BELASI!
Basit bir araştıma yaptık, üç semavi dinin dediklerini temel ettik.
Okuyunca düşünün, acaba bizi başta ayağa yöneten KİBİR mi?
Kibirli yöneticiler, yönetim sorumluluğunu bir liderlik fırsatı yerine güç gösterisi olarak algıladıklarında, bireylerden topluma kadar birçok seviyede zarar verebilir. Bu tür yöneticiler genellikle kendi görüşlerini üstün görür, eleştirilere kapalıdır ve ekip içindeki diğer fikirleri önemsemezler. Bu durum, çalışanların motivasyonunu düşürerek verimliliğin azalmasına ve yenilikçi düşüncenin engellenmesine yol açar.
Toplumsal düzeyde kibirli yöneticilerin yarattığı zarar daha derin olabilir. Adil olmayan kararlar, kaynakların kötü yönetilmesine ve toplumsal eşitsizliğin artmasına neden olabilir. Ayrıca, şeffaflıktan uzak bir yönetim anlayışı, halkın güvenini sarsarak sosyal huzursuzluklara yol açabilir.
Kibir, üç büyük semavi dinde (İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik) ahlaki bir zaaf ve günah olarak değerlendirilmiştir.
Her dinin kutsal kitabında ve öğretisinde kibir hakkında önemli uyarılar yer alır.
İşte bu üç dinde kibir kavramının kısaca ele alınışı
İslam'da Kibir
İslam'da kibir, kişinin kendisini başkalarından üstün görmesi ve Allah'ın emirlerine karşı gelmesine yol açan bir hastalık olarak tanımlanır.
Kur'an-ı Kerim:
"Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen, ne yeri yarabilirsin ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin." (İsra Suresi, 17:37)
Şeytan, kibir sebebiyle Allah'ın emrine karşı gelmiş ve Hz. Adem'e secde etmeyi reddetmiştir. Bu, kibirin insanı Allah'a isyana sürükleyebileceğini gösterir.
Hadis:
Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez." (Müslim, İman 147)
İslam, tevazu ve Allah’a teslimiyet üzerinde durarak kibirden uzak durmayı öğütler.
Hıristiyanlık'ta Kibir
Hıristiyanlık'ta kibir, "yedi ölümcül günahtan biri” olarak görülür ve insanın Tanrı'ya yakınlığını engelleyen en büyük ahlaki kusurlardan biridir.
Kutsal Kitap (İncil):
"Tanrı kibirlilere karşı durur, alçakgönüllülere ise lütfeder." (Yakup 4:6)
"Kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecek." (Luka 14:11)
Hıristiyanlık’ta kibir, insanın kendisini Tanrı’nın iradesinden üstün görmesi ya da Tanrı’ya ihtiyacı olmadığını düşünmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle tevazu (alçakgönüllülük), kibirden kurtuluşun yolu olarak öne çıkar.
Yahudilik'te Kibir
Yahudilik'te kibir, insanın Tanrı'nın yüceliğini unutarak kendisini ön plana koyması ve başkalarını küçümsemesi olarak görülür.
Tevrat:
"Kendinizi yüceltmeyin; çünkü Tanrı'ya karşı böbürlenmek günahkârlıktır." (Özdeyişler, 16:5)
Yahudilik’te kibir, Tanrı’nın emirlerine uymamayı ve ahlaki bozulmayı beraberinde getirir. Kibirli insan, Tanrı’nın yüceliğini tanımak yerine kendi çıkarlarını önceler.
Talmud:
"Alçakgönüllülük her türlü erdemin temeli, kibir ise bütün günahların köküdür."
Üç dinde de kibir, ahlaki ve manevi bir hastalık olarak değerlendirilir. Tevazu ve alçakgönüllülük, kibirden kurtuluşun yolu olarak önerilir.
Yani, 2025'de bakalım ülkemizi ve şehrimizi "yönetenler" toplumun dertlerine mi kulak verecekler yoksa "kendi inandıklarını" gerçekler gibi yutturmaya devam mı edecekler?
Ömrümüz varsa yaşayıp, göreceğiz.
info@egeaktuel.com