Tunç Soyer'den cezaevinden dikkat çeken açıklama: 'Suç yaratamayacaksınız!'
İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Belediye Başkanı Tunç Soyer, tutuklu bulunduğu cezaevinden dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Soyer, sosyal medya üzerinden paylaştığı uzun mesajında, hakkında yürütülen soruşturma ve tutuklama sürecine ilişkin çarpıcı ifadeler kullandı.
Soyer, 3 Temmuz 2025’te gözaltına alındığını ve ardından tutuklandığını hatırlatarak, geçen 9,5 aylık süreçte üç kez tutuklandığını belirtti. Bu durumun “akıl dışı” olduğunu ifade eden Soyer, ilk tutukluluğunun “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasıyla gerçekleştiğini, ancak yargılama sürecinde ortaya çıkan bilirkişi raporları ve tanık ifadelerinin kendisini akladığını savundu.
5 Ocak’taki duruşmada tahliye kararı verildiğini belirten Soyer, bu kararın ardından başsavcılığın yeni bir operasyon başlattığını ve ikinci kez “zimmete yardım” suçlamasıyla tutuklandığını söyledi. Soyer, bu suçlamanın da kooperatiflerin iç işleyişiyle ilgili olduğunu ve kendisiyle bağlantısının bulunmadığını dile getirdi.
Soruşturma sürecinde hazırlanan MASAK raporlarına da değinen Soyer, 28 yıl geriye giden incelemelerde hakkında herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmadığını ifade ederek, “Tek bir para hareketi tespiti yok” dedi.
Üçüncü tutuklamanın ise yeni bir soruşturma kapsamında gerçekleştiğini belirten Soyer, savcılık tarafından “zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi ihmal” suçlamalarıyla sorgulandığını aktardı. İfadesi sırasında kendisine somut bir suçlama yöneltilmediğini savunan Soyer, buna rağmen tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiğini kaydetti.
"NEYLE SUÇLANDIĞIMI BİLMEDİĞİMDEN SAVUNMAM YOK"
Gece saatlerinde hakim karşısına çıktığını anlatan Soyer, suçlamalara ilişkin somut bir delil gösterilmediğini belirterek savunma yapmadığını ifade etti. Soyer, “Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur” sözlerini aktardı.
Açıklamasında yargı sürecine sert eleştiriler yönelten Soyer, “3 değil 33 kez aynı şeyi yapsanız suç yaratamayacaksınız” ifadelerini kullandı. Hukuka olan güvenin zarar gördüğünü savunan Soyer, “Önünde sonunda alnım ak başım dik İzmir’le, memleketimle kucaklaşacağım” dedi.
Soyer'in paylaşımın tamamı şu şekilde;
“Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartılar mutlaka”
3 Temmuz 2025’te Emniyetin nezarethanesinde Defnemle böyle konuşmuştuk. Ertesi gün tutuklanmış ve gece geç vakit Buca’daki hücreme gelmiştim. O günden bu yana geçen 9,5 aylık süre içinde defalarca bu cümleyi kurduk. Suçsuz olduğunu bilmenin özgüveniyle bu inancımızı hep koruduk.
Fakat dün gece 3. kez tutukladılar.
9,5 ayda 3 kez tutuklanan kimse var mıdır bu memlekette bilmiyorum ama size çok kısaca bu akıl dışı sürecin hikayesini anlatayım:
Zaten Danıştay kararıyla belediye başkanı olarak yargılanamayacağım, görevi ihmal dahi olmadığı kesinleşmiş bir konuda ilk tutukluluk gerekçesi nitelikli dolandırıcılıktı. 6 aylık dava süreci adeta bizi aklıyordu. Tüm bilirkişi raporları, uzman görüşleri, tanık ifadeleri ilk yapılacak duruşmada “tahliye” olacağım fikrini çok güçlendirmişti. Nitekim 5 Ocak’taki duruşmada mahkeme heyeti tahliye kararı verdi.
Ancak bu ihtimali öngören ve tahliye edilmeme tahammül edemediğini gizleyemeyen başsavcılık makamı elinde tuttuğu büyük gücü kullanarak 5 gün önce yeni bir operasyon başlattı ve 2. kez tutuklandım. Bu suçun konusu “zimmete yardım” idi ve dahil edilemem mümkün olmayan kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgiliydi.
2. Tutukluluğun ardından, devam eden soruşturmada gelen bilirkişi raporları, isnat edilen suçu çürütüyordu.
Nitekim 2 gün önce gelen MASAK raporları bizim masumiyetimizin en net kanıtı oldu. 28 yıl öncesine, 1984 yılına kadar geri giden 256 sayfalık raporda tek bir satır adım olumsuz geçmiyordu. Ne kooperatif yöneticileri ile ne onların ihale ettikleri işi yapan müteahhitlerle, taşeronlarla benim aramda tek bir para hareketi tespiti yoktu. “Bu sefer oldu, çok yakında kesin serbest bırakılmam kararı verecektir mahkeme” diyordu herkes.
15 yıl önce Seferhisar’da belediye başkanlığına adım atarken ailece kurduğumuz ve 20 yıl boyunca işlettiğimiz tatil köyünü devretmiştim. Aile meclisinde sadece belediye başkanlığı yapacağımı, ticaretle, turizmle uğraşmayacağımı ve avukatlık da yapmayacağımı konuşup onaylarını almıştım. Başkan seçilmemle birlikte “para mevzularını” bir kenara bırakmış ve gençliğimden beri hayalini kurduğum yeni bir sayfayı açmıştım. MASAK raporu 28 yıllık bir arama-tarama sonucunda burada anlattığım 2-3 cümlelik hayatımı raporlamış, bu temiz geçmişi kanıtlamıştı.
Haftaya iddianame yazılır ve “kapı gibi” MASAK raporu ortadayken daha fazla tutamazlar diyorduk.
Günler ilerledikçe aynı cümleyi kurmaya başladık.
“Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartırlar mutlaka”.
Yine öyle olmadı. Ankara CHP İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklandığı, 3. Soruşturmada benim de “şüpheli” olduğumu ve ifademin alınacağını söylediler. Oysa soruşturma yine bir kooperatifin iç işleri ile ilgiliydi.
İfadem başlarken avukatlarım Sayın Savcıya hangi suç isnadıyla sorgulayacaksınız diye sordular. Savcı Bey de “zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi ihmal” dedi. İfade sonunda yine avukatlarım, Sayın Savcı’ya “sahtekarlık olduğunu gösteren tek bir evrak, zimmeti ortaya koyan tek bir para hareketi göstermediniz” dediler. Sayın savcı sustu, cevap vermedi ama tutukluluk talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Şaşkınlık içindeydik, tam bir “deja vu” yaşıyorduk.
Sayın Hakimle, gece saat 24:00’da başlattığı duruşmada, aramızda şöyle bir konuşma geçti;
Hakim: Buyurun
Ben: Siz buyurun
Hakim: Buyurun savunmanızı yapın
Ben: Sayın Hakim, avukatlarım Sayın Savcıya sahtekarlık yapılan bir evrak, zimmeti ortaya çıkartan bir para hareketi göstermediniz demişlerdi. Tutukluluk talebiyle size gönderdiğine göre muhtemelen bunları size gönderdi. Siz bunları bana sorarsanız ben de bununla ilgili bir savunma yapayım.
Hakim: 7 klasör arasında dosyayı anlamaya çalışıyorum. Savcılık “para hareketlerinin aklanması için yapılan eylemlerden” bahsetmiş.
Ben: Bir tane imzam olan belge, bir tane para hareketi söyleyin Hakim Bey, tek bir tane söyleyin, ne ile suçlandığımı anlayayım.
Hakim: ...
Ben: Sayın Hakim eğer bana somut bir soru sormazsanız ben savunma yapmayacağım. Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur.
Burada sustum ve sonrasında avukat arkadaşlarım konuştular.
Gece 2:00’da 3. kez tutuklandım.
Yedek tutuklamanın yedeği tutuklama böyle gerçekleşti.
Sayın Başsavcı, 3 değil 33 kez aynı şeyi yapsanız suç yaratamayacaksınız. Bunu kaçıncıda anlayacaksınız bilmiyorum. Ama siz anlayana kadar bu memlekette hukuka güven duygusu azalmaya devam edecek. Önünde sonunda alnım ak başım dik İzmirle, memleketimle kucaklaşacağım…
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar
15.04.2026