...Ve "GAZETECİ" Özgür

İzmirli Gazeteci Süleyman Gençel özgürlüğüne adım attı.

Ne yazmıştı, ne söylemişti, ne olmuştu? Bu sorulara cevapları yazmayacağım,burada gereği de yok. 

Bu yorum, Türkiye'de "gazeteci" gibi gazetecilerin bildiğimiz, bilmediğimiz ama ülkenin her karışında canını bile bedel verip, duruşundan vazgeçmeyenlere ithaftır.

Galata Köprüsü'nde ensesine bir kurşunla canı alınandan, Ankara Karlı Sokak'ta bombayla hava uçurulana, yemek yerken dövülenden, sermaye sahiplerinin isteğiyle mesleğini yapamaz hale getirilen tüm gazetecilere ithaftır... 

Ama yorumumuzun vesilesi, beni yazmaya teşvik edip ilk "köşe sahibi" yapan, ele avuca sığmayan, ödediği bedellere dahi alaycı yaklaşabilen, tartışsam da, arada "gıcık" olsam da asla "nazarımdan" uzak tutmayacağım sevgili Süleyman Gençel'e ithaftır... 

Gazetecilik yaptı, şimşekleri üzerine çekti, devreye "adalet" girdi, mahpus oldu, aylar geçti...

Ve "gazeteci" özgürlüğüne kavuştu.

Sosyal medyasında "profil fotoğrafını" değiştirdi ama yüzündeki o bakış, değişmediğini, değişmeyeceğini ama ödediği bedelleri de unutmayacağını biraz da "yaramaz çocuk" havasında hissettiriyor.

Biraz daha geçsin zaman, bakalım "Gazeteci" neler yazacak, hangi noktalara dikkat çekecek, kimleri sinirlendirecek?

Gelecek günlerin işareti ise Gençel'in özgürlüğünde ilk mesajında saklı:

"Geldik, gördük ki değişen bir şey olmamış memlekette..."

Ne diyebilirim ki, hoş gelmiş, kalemi tükenmez, sağlığı daim olsun...  Bakalım "mahpusken" ilgi gösterenlerin içinde yakında "suskuluğa" bürünecek olacak mı? 

Selam olsun Gençel'e, selam olsun "inatla" gazetecilik yapanlara, mücadelesinde olanlara! 

#YorumHaber Hasan Tahsin Kocabaş

 

Süleyman Gençel