Topraklarına çekilen tel örgüler, üstlerine çevrilmiş kameralar ve her an kendilerine saldırmaya hazır özel güvenlik görevlilerin gölgesinde ağaçlarını, topraklarını, havalarını ve sularını, kısaca hayatlarını korumak için bir araya gelmiş bir avuç köylü. Yeni Türkiye’nin ağalarına karşı, herkesin korkup sindiği bir zamanda korku bilmez bir avuç insanın köyü Yırca.Büyükşehir Yasası ile birlikte mahalleye dönüştürülen Manisa Soma’nın Yırca Köyü 1976 yılında inşa edilen Soma Termik Santrali’ne arazilerinin büyük bölümünü vermiş Soma’nın hemen dibinde 110 hanelik bir köy. Köyün yaklaşık 450 nüfusu bulunmakta ve sakinlerinin büyük bölümü, bir ayakları Soma’nın merkezinde olmasına rağmen yaşamlarını çiftçilikle geçindirmekte. Köyün en büyük gelir kaynağı ise zeytin. Ancak Yırcalılara artık bu şans da verilmiyor. Zaten mevcut termik santralden dolayı verimleri düşen arazileri şimdi de ikinci termik santral tarafından işgal edilmekle karşı karşıya. Hem de acele kamulaştırma adı altında bir oldu bittiye getirilerek. Yırcalılar ise tüm olan biten haksızlıklara ve zeytin ağaçlarının hukuksuz şekilde kesilmesine ellerinden alınıp telle çevrilen topraklarının yanında kurdukları çadırdan direnmeye çalışıyor ve seslerinin birisinin duymasını bekliyor. Aynı zamanda Greenpeace ile birlikte açtıkları dava ile de hukuksal zeminde mücade veriyorlar. Direniş çadırının fikir mimarları da yine Greenpeace üyeleri.KARA BULUT GİBİ ÇÖKTÜLERYırca’nın sesini tüm Türkiye’nin duymasını sağlayan ise kurulacak termik santralin yüklenicisi ve işletmecisi Kolin Şirketler Grubu’nun özel güvenlikleri tarafından kendi topraklarında darp edilerek kelepçelenmesi oldu. Üstelik özel güvenlikler tarafından sopalarla darp edilen ve yerlere yatırılarak kelepçelenenlerin büyük çoğunluğu kadınlardan oluşmakta. Özel güvenlikçilerin saldırısına uğrayan Yırca Köyü Muhtarı Mustafa Akın’ın eşi Hamide Akın kolundaki ve bileğindeki şişlikleri göstererek o gün yaşananları kara bulut gibi üstümüze çöktüler diye özetliyor ve şu şekilde devam ediyor: “Ne olduğunu anlayamadık. Çoğunluk kadınlardık. Bir anda ellerinde sopalarla saldırdılar. Kocalarımız telin diğer tarafındaydı. Bir kişinin üstüne on kişi birden atıldılar. Yerlerde sürüklendik, sopalarla dövüldük. Bu gücü nereden buluyorlar? Bize bunu yapmaya ne hakları var?” Diğer kadınların anlattıkları da aynı şekilde. Köylülerin yanında Greenpeace üyeleri de aynı şiddete maruz kalanlar arasında.YIRCA EN ÖNEMLİ CEPHEYaşanan şiddetin ardından ise Yırcalılara destek bir anda büyüyor. Türkiye’nin bir çok yerinden insanlar direniş çadırını ziyaret etmeye ve direnişe destek vermeye başlıyor. Gelenler arasında Validebağ Direnişi’nden katlanlar da var. Validebağ Direnişini arkadaşlarına emanet ederek Yırca’ya gelen Yeşil Öfke Grubu üyelerinden Deniz Şener Yıldırım, buraya gelmekte ilk amaçlarının yaşananları yerinde öğrenmek ve ön çalışmanın ardından direnişi İstanbul’da örgütlemek olduğunu belirtti. Yırca’nın doğaya sahip çıkma açısından çok önemli bir yer olduğunu ifade eden Yıldırım “Yırca doğa ve zeytinliklerin korunması mücadelesinde cephenin en önü ve düşmemesi gereken en önemli mevzi. Çünkü biz mücadeleyi Yırca’da kaybedersek, ardından zeytinliklerin tek tek başka amaçlarla yok edilmesine tanık olacağız. Üstelik mücadelede yeni bir cephe oluşturabilmemiz de mümkün görünmüyor. Üstelik , madem termik santral yapılması gerekiyor yasal olarak bu bölgeye inşa edilmesi mümkün değil. Çünkü zeytinlik alanlara 3 km’den yakın mesafede kimyevi atık bırakan tesis kurulamaz. Buna rağmen buraya bir termik santral kurmaya çalışmak yasalara da tamamen aykırı.” dedi.TOPRAĞI OLAN DA OLMAYAN DA DÜRENİYORYırcalılar’dan toprağına Kolin Şirketler Grubu tarafından el koulanlar da konulmayanlar da termik santrale karşı birleşmiş durumda. Köylülerden Hüseyin Süer kendisinden toprak alınmamasına rağmen santrale karşı olduğunu ifade ederek, mücadelenin sadece ağaç ve toprak mücadelesi değil aynı zamanda hava ve su mücadelesi olduğunu da bildirdi. 176 yılında ilk termik santralin kurulmasının ardından köylerindeki topraklarda verimin düştüğünü ve kirlenen havadan dolayı insanların hasta olduğunu aktaran Süer, kendisinin de zehirli hava solumaktan koa hastası olduğunu söyledi. Ne olursa olsun köylerine sahip çıkacaklarını vurgulayan Süer, sonuna kadar mücadelelerinin arkasında olduklarını aktardı.DÜŞMANDAN NE FARKLARI VAR?Yırcalılardan Mehmet Paytar ise kurulması planlanan termik santrale yaklaşık 4 dönüm toprak vermek zorunda. Paytar’ın ailesi daha önce de termik santrale toprak vermişlerden. 1970’li yıllardaki kamulaştırmalarda 20 dönümden fazla topraklarının kamulaştırıldığını ifade eden Paytar “İlk termik santral kurulurken bir tek Yırcalı bile karşı çıkmamış. Herkes toprağını vermiş. Bizim köyümüzde çok sayıda insan santralden emeklidir. Ancak o zaman gelen devletti. Şimdi karşımızda özel şirket var. Devlet benim elimden alıyor, başka birine veriyor. Bu adamlar da gelip toprağımı işgal ediyor. Şimdi bu insanların düşmandan ne farkı var? Parasını vereceklermişç Biz para istemiyoruz. Bizde satılık toprak yok. Ben aynı zamanda Soma’da esnaflık yapıyorum ama ekonominin de nereye varacağı belli değil. Özellikle de Soma’da. Zaten madenler kapanmışç Ticarette yaprak kıpırdamıyor. Şimdi elimden atalarımın, dedeleirmin topraklarını alırlarsa ben nereye gideceğim, ne yapacağım?” diye sordu. ÇEVRE HALKI DA TEDİRGİNYırcalılardan alınarak telle çevrilen topraklarda kesilen zeytin ağaçlarına bakmak için civar köylerden ve ilçelerden gelen yurttaşlarda yaşananlar karşısında tedirgin. Termik santralin tüm bölgeyi etkileyeceğini ve tarıma büyük bir darbe vuracağını belirten yurttaşlar Kırkağaç’ta bile verimi düşüreceği konusunda hemfikir. İlk termik santralin kurulmasının ardından 30 km. uzaklıktaki Kırkağaç’ta domates yetiştiriciliğinin bittiğine dikkat çeken yurttaşlar, termik santral için verimli toprakların seçilmesine de tepkili.
GÜNDEM
Yayınlanma: 31 Ekim 2014 - 16:54
Güncelleme: 31 Ekim 2014 - 17:32
Direnişin adı: YIRCA
Toprakları termik santral yamka için acele kamulaştırılarak Kolin Şirketler Grubu’na karşı direnen Yırca köylüleri, köylerinde satılık toprak olmadığı söylüyor. Yırcalılar topraklarına el konulmasına ve zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı kurdukları çadırda direnişlerine devam ediyor.
GÜNDEM
31 Ekim 2014 - 16:54
Güncelleme: 31 Ekim 2014 - 17:32









