Tam 8 gün kaldı biricik Cumhuriyetimizin yeni yaşına. Bakıyorum da her yerde, herkeste bir heyecan bir coşku… Sokaklar kırmızı beyaz süslenmiş, her yerde ebedi şefimizin zaferleri, devrimleri, yapıp ettikleri…?
Diye başlamak isterdim yazıma.
Ne mümkün?
Genel iktidar da yerel iktidarda Cumhuriyet dışında ne varsa onların heyecanını yaşıyor sanki. Sanki biz bu yurtta doğmadık ve sanki Cumhuriyet Bayramı’nı önemi ve anlamıyla hiç bilmiyoruz.
Ama her alanda böyle… Halkının, milletinin alenen aklıyla oynayan genel ve yerel iktidara sahibiz.
Düşünüyorum da galiba 12 Eylül 1980 sürecinde “eksik bırakılanlar” 15 Temmuz 2016 ertesi “tamamlandı”! İktidara benzeyen bir ana muhalefet ve sadece “papağanlığa” endeksli, arada güya muhalifmiş gibi yapan medya…
Cumhuriyet’in 101. Yılı ama siz gündeme bakın gündeme…
Cumhuriyet Bayramı’nın kutlama adına milyonluk konserler, laf olsun torba dolsun etkinlikleri… Ha bir de bolca “fotoğraf sergisi”. Yahu 100. Yıllar hepten güme gitti, 101. Yıl gayet normal diye düşünebiliriz. Zira içimde kanayan yaradır 100. Yıl… 101. Yıla bir küçük heyecan coşku kırıntısı bile kalmadı. 100. Yılın geleceğe bırakacağı tek bir anıt, yazıt yok. Oysa 100. Yılı yaşayanlar 200. Yılda olmayacağız. Olsak bile aklımız başımızda olur mu bilemem?
Gazeteci kardeşim Ümit Yaldız hem doğru kalem hem de kalemini araştırmaya, sorgulamaya bakarak kullanıyor. Geçen gün başarılı meslektaşım Yağız Barut’a konuşmuş İzTV’de. Öyle bir araştırma yapmış ki Ümit Yaldız’ın İntegral şirketi, hani dinledikçe dinledim, dinledikçe alkışladım. Çünkü başkanların, vekillerin, meclis üyelerinin falan asla olmadıkları yerlerdenyükselenisyanı haykırmış Ümit’in araştırması. O hanım ve beylerin “olmadıkları yer” neresi diye soruyorsunuz sanıyorum. Söyleyim, sokaklar, çarşılar, pazarlar, duraklar, marketler, parklar, kahvehaneler, berberler, kadın günleri, okul kantinleri.
Araştırmanın en çarpıcı özeti Ümit Yaldız’ın şu sözlerinde: “İzmirliler ülke genelinde AKP’den, İzmir özelinde CHP’den yoruldu.” Ümit kardeşim nazik ve sakin bir insan, terbiyesi zirvede aslını diyememiş ben diyeyim, yorulmadık, bıktık!
Bu nasıl bir oyundur ki, bu nasıl bir kent kaderidir ki son 20 yılda AKP “nasıl olsa kazanamayız” diye, CHP de “nasıl olsa kazanırız” diye top çevirmişler, şehri eskitmişler, hayalleri, umutları darmadağın etmişler. Yetmemiş bir de türlü nankörlükler, edepsizlikler ve saygısızlıklar yaşatmışlar.
İşin aslı bu!
İzmir’de “İzmir irade ve dinamizmi” artık yok. Yok edildi. İzmir başta İstanbul, Manisa, Malatya, Diyarbakır gibi başka kent ve kültürlerin peyki haline getirildi. İzmir’de doğanların İzmir’de doyma şansları yerlerde.
Körfezden tutun su paralarına, fuardan tutun kent içi ulaşıma, asayişten tutun eğitime al AKP’yi vur CHP’ye dönemi işte. Yağcılıklar, papağanlıklar, kalem tüccarlıkları, vefasızlıklar ne ararsanız var canım İzmir’de artık. Doğru, gerçek ve ahlak ezilmiş, yalan, riya ve kibir saygı duyulan meziyet olmuş. Dramatik bir toplum çürümesinde her gün her an “alimler cahillere boğdurulup” ardından da “timsah gözyaşları” dökülüyor.
Demokrasi, Atatürk gerçeği, tarih, sanat hepten bu işin “tüccarlarının” işporta malları gibi. Sabahtan ikindiye “AKP’li” olanlar ikindiden yatsıya “CHP’li” olabiliyor. Görmedik mi “1453” namıyla alkolsüz mekân açanların sonradan nasıl ortam tokatladıklarını?
“İlmi Siyaset”manasının olmadığı, bilginin, deneyimin, liyakatin hiçe sayıldığı ve kent aidiyeti olmayanların adeta işgal ettiği İzmir’de, size İzmir’in bir evladının sinema alanında, diğerinin de tarih alanına Fransa’dan bile takdir görürkenkendi yurtlarında fark edilmediklerini nasıl anlatmalıyım?
10 gün sonra Türkiye Cumhuriyeti 101 yaşında olacak.
Gaydırı gubbak “mış gibi” yapmalarla güya kutlanacak ve sahip çıkılacak.
Peki 30 Ekim’de ne olacak? 117 yurttaşımızın yok yere toprağa gittiği deprem mi yoksa siyaset-inşaat birlikteliğinin şeytani sonuçları mı tartışılacak?
Boş verin…
Birileri bendenizi ahlaksızca hedef aldı. Yazı üslubuma benzetilen bir çirkin yazıyla sağa sola “Hasan Tahsin” yazdı diyenleri toptan Allah’a havale ediyorum. Ama üzüldüğüm yalnızlık ve çaresizliğin reva görüldüğü bu koca millet acaba ne zaman tam uyanacak? Milletinin, halkının “aklıyla oynayanların” benzerlerinin tarihte nasıl anıldığını anlatacağım size zaman içinde.
[email protected]












