Yılbaşına doğru ilerlerken, tabii ki hatırlanacakların başında “Noel Baba” gelir.
Sevimli yüzü, bembeyaz sakalları, kırmızı ağırlıklı kostüm ve başlığı ile “Noel Baba” tüm dünyada özellikle çocukların beklediğidir. Bacadan indiği ve her çocuğun yatağına hediye bıraktığı masallarla büyür çocuklar. Noel Baba, o vahşi kapitalim'in korkunç bir figür haline getirilse de, yılbaşı ve sevginin, dayanışmanın, paylaşmanın ve birlikte olmanın günüdür, Noel Baba da sembolü.
“Yılbaşı” geleneklerinin aktörü Noel Baba’dır ve “Noel Baba” olarak bilinen Aya Nikola, Anadolu’nun çocuğudur. Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra’daki Kilise’nin piskoposu olan Aya Nikola, 1681 yıl önce bugün, 6 Aralık 343’te 65 yaşındayken ölmüş.

Aya Nikola, 325 yılında Hıristiyanlığı kabul eden İmparator Konstantin’in topladığı İznik Konsili’ne Myra’yı temsilen katılmıştı.
Likya’da Myra ve Patara’nın Hıristiyanlığın önemli merkezleri hâline gelmesiyle, burada adına inşa edilen ve defnedildiği kilise de bir hac merkezi oldu. Ayrıca dünyanın dörtbir yanından gelen Hıristiyanların mezarına bıraktıkları adaklar sayesinde bölge, 11. yüzyılın başlarında önemli bir ticaret merkezi hâline de gelmişti.
Aya Nikola’nın çocuklara hediyeler dağıtması “Noel Baba” efsanesinin ilk esin kaynağıydı. Aya Nikola, Ortodoks dünyasında her zaman çok sayılan bir azizdi.
Noel Baba'nın Anadolulu olması da Türkiye için büyük bir "turizm" avantajı olsa da, yeterince değerlendirimediği aşikardır. Noel Baba o kadar Anadolu insanıdır ki, Türkiye'nin pek çok yurttaşı onun bir "ortodoks" olduğunu bir yana bırakıp, kendi taktıoğı isim olan "Nail Baba" ile anlatmaya da çalışmıştır zaman zaman.
Öyle ya da böyle, Ortodoks veya Katolik ne fark eder? O "bizden biri" ve vurguladığı hayat nefesinde sevgi var, gülümseme var, paylaşma var. Hele de o "çocuk" vurgusu bugün ihtiyacımız olan duygulardan değil mi?
HABER KAYNAĞI: TARİH DERGİ









