Acı olaylarla korkunç gerçeklerin birbiriyle yarıştığı, “insanlık” dediğimiz erdemler yumağından nasibini alamamış hastalıklı liderlerin keyfine (ve “milli” sıfatı gerisine gizledikleri kişisel çıkarlara) göre biçimlendirilen bu karanlık günlerde, Metin Erksan’ın (1929-2012) başyapıtlarından biri olan “Acı Hayat”ın (1962) restore edilmiş pırıl pırıl yeni kopyasını gördükten sonra Atlas Sineması’ndan çıkıp serin ve güneşli bir Beyoğlu öğleninde filmin çekim izleğini sürmek, hoş ve yapıcı bir teneffüs oluyor. Manikürcü Türkan Şoray ile Haliç tersanesinde çalışan kaynak ustası Ayhan Işık arasındaki karasevdanın, gerçeklerin sert duvarlarında parçalanmasının öyküsü, akıp giden güncel yaşamın içine karışıveriyor. Yeşilçam’ın bu efsanevi iki yıldız oyuncusunun arkasına takılıp filmde birlikte yürüdükleri İstiklal Caddesi’nde, Tünel’de, Yüksek Kaldırım’da ve Galata Köprüsü’nde, filmden alınmış fotoğraf karelerini ellerde tutarak izlemek, saf nostaljiyi aşan bilinçli bir yolculuk. Kaldı ki o dönemi bilmeyen, çoğunluğu kadın genç sinemaseverlerden oluşan o meraklı topluluk için söz konusu nostalji değil, düpedüz keşif.“Acı Hayat”ın çekim izleği girişimini düzenleyen Ankara Gazi Üniversitesi (yakın zamanda ikiye bölünüp adı farklı yeni bir üniversite daha kurulmuş!) öğrenci ve eğitim görevlilerine teşekkür edip kendilerini kutlamak gerekiyor.
KÜLTÜR-SANAT
Yayınlanma: 20 Nisan 2026 - 11:58
İstanbul Film Festivali'nin 45 yıllık gençliği...
Metin Erksan’ın başyapıtlarından biri olan “Acı Hayat”ın (1962) restore edilmiş yeni kopyası 45. İstanbul Film Festivali'nde, Atlas Sineması’nda izleyicisi ile buluştu.
KÜLTÜR-SANAT
20 Nisan 2026 - 11:58









