Sosyal hayatta sürekli iletişim halindeyiz. Çünkü toplum içinde var olabilmek ve derdimizi anlatabilmek ancak doğru iletişim ile mümkün. Değerli büyüğümüz Doğan Cüceloğlu “İnsan İnsana” isimli çalışmasında iletişim sorunlarını çözmeden doyurucu bir yaşam sürmenin olası olmadığını söylemiştir. Gerçekten de sorunların, talep ve beklentilerin doğru şekilde iletilebilmesi alacağınız geri dönüşleri de sağlıklı hale getiriyor.
Gün geçmiyor ki trafikte sürücülerin veya yayaların karşılıklı çatışmasını, tartışmasını görmeyelim. Her iki taraf da sıkıntısını bir şekilde ifade etmek isterken karşıdan gelebilecek açıklamaları acaba ne ölçüde dinliyor? Genelde insanlar sesini yükselterek, baskın çıkmaya çalışarak tartışmadan haklı ayrılma peşinde görünüyor. Günün sonunda her şey durulup ortam sakinleştiğinde kendimizce bir özeleştiri yapabiliyor muyuz? Ben itiraf edeyim; sık olmasa da bazen yersiz çıkışlarımdan dolayı pişman oluyorum.
İletişim eğer diyalog modunda ise sorun yok. Ama monolog gibi tek yönlü ise tartışmanın bir yere varması pek olası değil. Tartışma monolog eğiliminde ise genelde bir taraf diğer tarafın baskınlığını kabullenircesine susarken diğer taraf tartışmanın direksiyonunu elinde tutmaya çalışır. Monolog tipi tartışmada taraflardan biri eğer tartışmaya girmiyorsa; tartışmayı gerekli bulmuyor olabilir, tartışılacak kişinin tartışmaya layık olmadığını düşünebilir, saygısından susabilir. Veya tartışmada haksız olduğunu kabulleniyor da olabilir.
Ama iletişim iki yönlü ise; yani her iki taraf da konu üzerinde görüş bildiriyorsa kısmen daha sağlıklı bir tartışma olduğu düşünülebilir. Eğer her iki taraf da diğerinin konuşmasını kesmeden sabırla dinleyebiliyorsa ve diğerinin söz hakkında saygı gösterebiliyorsa en ideal iletişim seçeneği oluşuyor demektir. Zira çoğu zaman insanların arasındaki anlaşmazlıklar yanlış anlama veya farkında olmadan yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır. Sonrasında üzülmemek için böyle bir durumda bir adım geri atarak dinleme moduna geçmeli ve karşımızdaki kişiyi iyi anlamalıyız. Haksız da olsa onu böyle düşündüren nedenin ardında ne yattığını daha iyi anlarsak çözümü getirmek daha da kolay hale gelebiliyor.
Görüldüğü gibi iletişim kurmanın ana noktalarından biri- konuşmak kadar- verimli bir şekilde dinlemekten de geçiyor. Çoğumuz lafı ağzımıza aldığımızda susmak bilmeyiz. Karşımızdaki kişiye konuşacak bir süre tanımadan kelimeleri, cümleleri artarda yineleriz. Bu durumda söylemek istediklerimizin hepsini bir çırpıda ortaya koymuş olabiliriz ama anlatmak istediklerimizin anlaşılıp anlaşılmadığı şüphelidir. Az önce söylediğim gibi iletişimin iki yönlü olması gerekir. Tek yönlü konuşma dinleyeni bir süre sonra sıkmaya başlar. Açıkçası karşınızdaki kişinin sizinle göz kontağını kaybedip saatine, telefonuna bakmaya başlayacağı kadar konudan uzaklaşıldıysa gerçekten yanlış yoldasınız demektir.
Karşınızdaki kişi ile göz kontağına girerek onu anlamaya çalıştığınızı hissettirin. Çoğu zaman gergin başlayacak bir tartışma taraflardan birinin seviyeli ve saygılı hareket etmesiyle frenlenebiliyor ve daha verimli bir tartışmaya dönüşebiliyor. Yangına körükle gider gibi gergin ifadelere aynı şekilde karşılık vermek çoğu zaman tartışmayı içinden çıkılmayacak noktaya taşımaktadır. Bireyler karşılıklı saygılarını korudukça, ifadelerini tartarak konuştukça, karşısındaki kişinin bireysel alanına girmedikçe en gergin tartışmaların dahi tansiyonunun süreç içinde düşebileceği bir gerçektir.
Burada size yapılan saygısızlığı kabullenin demiyorum. Tabii ki tartışma bunun adabını bilebilen kişiyle yapılır. Bu konuda size birçok özlü söz veya hikâye anlatabilirim. Hemen şimdi aklıma kurtla eşeğin hikayesi geldi. Otun renginin sarı mı yoksa yeşil mi olduğu konusunda tartışmaya tutuşan eşekle kurt aslanın makamına çıkarlar. Ve konuyu bir üst merci olduğu için ona sorarlar. Aslan, gerçeği (yeşil) bildiği halde kurdu cezalandırır. Kurt "Neden?" diye sorduğunda aslan: "Cahille (eşekle) tartıştığın için haksızsın" der. Cahil veya inatçı kişilerle gerçekler üzerine tartışmak zaman kaybıdır; haklı olsanız bile cahili ikna edemezsiniz. Bu yüzden en iyisi uzak durmaktır der bu kıssada.
Yani iletişim kurmak, konuşarak bir konuyu çözüme ulaştırabilmek ancak uygar ve birbirine saygısı olan iki tarafın olmasıyla mümkündür. Aksi durum kıssada söylendiği gibi bir zaman kaybıdır.
Burada özellikle dinlemek kısmına bir ekleme yapmak istiyorum. Dinlemek aslında size tartışma esnasında fikir verebilecek ipuçlarını yakalama şansı verir. Mesela çocuğunuzla yaptığınız bir tartışmada yaşanan sorunun onun için ne ifade ettiğini sormak ve onu verimli bir şekilde dinlemek ona verdiğiniz değeri kendisine gösterebilme şansını verir. O konuştukça onu destekleyici kelimelerle yüreklendirmek daha fazla konuşmasını, içindekileri tamamen dışarı vurmasını sağlayacaktır. Mesela “Hım, anlıyorum. Haklı olabilirsin” veya “Bunu biraz daha açar mısın? Tam olarak anlamadım” gibi sözler onu yüreklendirecektir.
İnsanların en büyük beklentisi anlaşılmaktır. Bu çocuk da olsa yetişkin de olsa değişmez. İnsanlar önemsenmek, dinlenmek ve değer görmek isterler.
İletişim esnasında sadece seçtiğiniz kelimeler değil aynı zamanda postür ve mimiklerinizin de aşırı önemi vardır. Konuştuğunuz kişiye karşı ellerin önde kavuşturulması veya bağlanması karşınızdaki kişide iletişime kapalı olduğunuz düşüncesini yaratır. Aksine eller her iki yanda avuçları açık vaziyette konuşmak iletişime açık olduğunuzun bir göstergesidir. Mimikleriniz, gülüşünüz ve yüz ifadeniz anlattığınız konu ile örtüşürse karşınızdaki kişi üzerindeki etkisini katlayacaktır.
Kuşkusuz insanlar konuşarak anlaşıyorlar ve atalarımız boşuna “İnsanlar konuşa konuşa…” dememişler. Bu hafta size konuşmak kadar dinlemenin de önemli olduğunun alını çizmek istedim. Sorunların çözümünde insanların doğru iletişim içinde olmak istemeleri zaten sorunları kolayca çözülür hale getirecektir. Konuşmak, dinlemek ve iletişim kurma hedefi olan bireyler daha doyurucu bir yaşam deneyimi yaşarlar. Aksi halde hayat çekilmez bir hal alır.
Doğru iletişim kurabileceğimiz günler dilerim.








